Categories
Uncategorized

Hello world!

Welcome to WordPress. This is your first post. Edit or delete it, then start writing!

Categories
Genel

Sevgili koordinatörümüz Işıl hanımın eşi sevgili Serkan, 8 ay önce 115 kilodaydı. Obezite cerrahisi sonrası 36 kilo vererek 79 kiloya ulaştı.

Categories
Videolar

Hangi durumlarda, şişmanlık ameliyatlarında “Duodenal switch” tercih edilir?

Categories
Obezite

Atıştırmak mı? Sık yemek mi?

Bariatrik cerrahi şiddetli obezite için en etkili tedavi olarak kabul edilir. Yapılan araştırmalarda yeterli kilo kaybı, kiloların % 50 sinden fazlasını kaybetmek olarak tanımlanmıştır.
Yeme davranışlarına ek olarak hormonsal değişimler de operasyon sonrasında kilo alımına sebep olabildiği gözlemlenmiştir. Ancak, uyumsuz yeme davranışının bir çeşidi olan “atıştırma” bariatrik cerrahi hastalarında operasyon sonrasında kilo alma riskini arttırabilir ve tedavi sürecini olumsuz yönde etkileyebilir. Operasyon sonrasında kilo alma, ameliyat sonrasında gelinen en düşük kilodan sonra kilo almak ya da %10 %15 oranında geri kilo almak şeklinde tanımlanmaktadır.

Ameliyat sorasında kilo artışında atıştırma davranışının en önemli etkenlerden biri olduğu saptanmıştır. Yapılan araştırmalarda atıştırma; yeme üzerindeki kontrol kaybına bağlı olarak en az 6 ay haftada 2 gün boyunca az miktarda gıdanın planlanmadan, sürekli ve tekrarlayan şekilde alınması olarak ele alınmıştır.
Araştırmalar sonucunda, atıştırma alışkanlığının ameliyat sonrasında geçirilen süre uzadıkça arttığı gözlemlenmiştir.
Yeme kontrol kaybı gibi başka yeme alışkanlıklarının da atıştırma davranışını arttırdığı gözlemlenmiştir.
Aynı zamanda atıştırma davranışı ve kilo alımıyla psikopatolojik bozukluklar arasında önemli bir korelasyon olduğu belirlenmiştir.
Tekrarlayan, düzensiz yeme davranışının açlık ya da tokluk hisleriyle alakalı olmadığı, düşük yaşam kalitesi ve kötü sonuçları ile ilişkilendirilmiştir.
Aşırı yeme ve kontrol kaybı gibi yeme düzenlerinin kilo alımını arttırdığı gözlemlenmiştir. Aynı zamanda atıştırma davranışı bu gibi durumlar için de önemli bir risk faktörüdür. Bariatrik cerrahi sonrasında midede olan değişimler sebebi ile uygulanan diyetler yeme düzenini değiştiren diyetlerdir.
Aslında ameliyat sonrası hastaları destekleme kılavuzları da, yavaş yemeyi, yemeği iyi çiğnemeyi ve yeme sıklığını arttırmayı tavsiye eder. Açlık ve tokluk hissinin farkında olarak bu sık yemek atıştırma davranışından ayırmak gerekir. Ancak bazı hastalar zamanla bu yeme zevk alarak yeme düzenini atıştırma davranışı ile değiştirme ve yeme miktarı midelerinin kapasitelerinden çok fazla olacak şekilde yemek yeme eğiliminde olabiliyorlar.

Operasyon öncesinde aşırı yeme bozukluğu olan hastaların ameliyattan 6-12 ay sonra atıştırma davranışına döndükleri gözlemlenmiştir. Aynı zamanda ameliyat öncesinde atıştırma davranışı bulunan hastaların %94 ünde bu davranışın ameliyat sonrasında da devam ettiği gözlemlenmiştir. Ameliyat sonrası hastalarında atıştırma, ve aşırı yeme davranışları bazen eş zamanlı ve birbirini tetikleyerek de ilerleyebilir. Kontrolünü kaybederek yeme bozukluğu ile atıştırma davranışı arasında direkt bir bağlantı bulunmamakla birlikte bu bozukluğun atıştırma davranışının habercisi olduğu da bilinmektedir.

Operasyon sonrası tedavi sürecinde yeni gelişen yeme davranışlarının destek ekibi ile paylaşılması ve tedavi sürecinin bunun bilgisi dahilinde planlanması, atıştırma davranışının tedavi edilmesinde önemli bir yere sahiptir.

Psk. Ayşenur Öztürk

Categories
Soru Cevap

Ameliyattan sonra alkol alabilir miyim?

[rt_reading_time label=”Okuma Süresi:” postfix=”dk.” postfix_singular=”dk.”]

Bariatrik ameliyattan sonra alkol kullanmanız önerilmez. Alkol, size ekstra kalori sağlar. Gastrik baypas ve gastrik band ile alkol emilimi değişir; çünkü midede alkolü yıkmaya başlayan enzim yoktur veya çok azalmıştır. Alkol, gastrik baypas veya gastrik banddan sonra daha hızlı emilir. Yapılan çalışmalar, obezite ameliyatı hastalarının, olmayanlara göre daha yüksek ve uzun süre alkol seviyesine ulaştığını göstermektedir. Bu nedenle bazı hastalarda alkol kullanımını arttırabilir ve alkol bağımlılığına neden olabilir. Özetle, bariatrik ameliyattan sonra alkolden kaçınılması önerilir.

Categories
Obezite

Laparoskopik Tüp Mide (Sleeve Gastrectomy) Ameliyatı Sonrası Yapılacaklar ve Beslenme

[rt_reading_time label=”Okuma Süresi:” postfix=”dk.” postfix_singular=”dk.”]

  • Ameliyat olarak morbid obezitenin hayatınıza getirdiği tüm zorluklardan kurtulmaya yönelik ilk adımı atmış oldunuz. Öncelikle tebrik ederiz. Size şekilde görülen “tüp mide” ameliyatı uygulanmıştır. Morbid obezite tedavisinin ameliyat olmakla bitmediğini ve bundan sonra size de birtakım görevler düştüğünü tekrar hatırlatmamızda yarar vardır.

Artık elinizde çok daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam için gereken bir anahtar var. Bu anahtarı en uygun şekilde kullanmak ise aslında tamamen sizin elinizde.

Ameliyatınızı gerçekleştiren ekiple her zaman iletişimde ve takibimizde kalmak üzere yeni hayatınızın çok daha rahat şekillenebilmesi için beslenmenizle ve ameliyat sonrası yapacaklarınızla ilgili size bir takım öneri, hatırlatma ve uyarılarımız olacak.

Burada anlatılanlar ameliyat sonrası uzun dönemde de en sağlıklı biçimde ve yeniden kilo almadan yaşamanız bakımından önemlidir.

Ameliyatınızı izleyen ilk bir yıl içinde, ilk aylarda çok daha bariz olmak üzere hızla kilo vereceksiniz. Kilo vermeniz yaklaşık 1.5 yıl sürecektir ve sonrasında duracaktır. İlk bir-iki ay istediğiniz her şeyi yiyemeseniz de merak etmeyin, daha sonra hemen hemen her şeyi makul ve sağlıklı miktarlarda olmak kaydı ile tüketebileceksiniz.

Ameliyattan hemen sonraki saatlerde ve ameliyat sonrası ilk gün içinde çok rahatlıkla katlanabileceğiniz “minimal” omuz ve karın ön duvarı deliklerine bağlı “ağrınız” olabilir. Bu aşamada zaten hastanede olacaksınız ve biz sizin hemen hemen hiç ağrı duymamanızı sağlayacağız. Gene ilk gün içinde hafif bulantı ve çok nadiren öğürmeleriniz olabilir ve bunlar 1-2 gün içinde geçecektir. Ameliyat sonrası 1. günde oluşturduğumuz “mide tüpü” ‘ ne X-ray ile bakacağız ve bunun sonrasında da ağızdan sıvılar almaya derhal başlayacaksınız. Bu aşamada da sadece birkaç gün boyunca sıvı alımlarının ardından göğüs kemiğinin hemen arkasında bir ağrı hissedebilirsiniz, merak etmeyin bu durum da geçecektir.

Beslenme düzeninizle ilgili önerilere geçmeden önce dilerseniz ameliyat sonrası 3. günde taburcu olduktan sonra nelere dikkat etmeniz gerektiğini bir bir gözden geçirelim.

Hastaneden Çıktıktan Sonra

Hastalarımız ameliyat sonrası 3. gün taburcu olurlar

  • Evde mümkün olduğunca hareketli olunuz, sık sık yürüyünüz, solunum aygıtını (toplu cihaz) kullanınız, öksürmekten kaçınmayınız . Ameliyat sonrası 3. günden sonra duş alabilir, 5. günden sonra dışarıda da kısa yürüyüşler yapabilirsiniz.
  • Diyabetiniz varsa, “tüp mide” ameliyatı sonrasında ilaç ya da “insülin” gereksiniminiz azalacaktır. Hatta bunlara gerek kalmaması bile olasıdır ve bu etki kilo kaybı sonrasında değil, derhal oluşacaktır. Bu nedenle kan şekerinizi evdeki ilk on gün boyunca takip altında tutunuz.
  • Hafif ağrı durumunda, ağızda eriyen “Felden Flash” tablet alabilirsiniz.
  • Taburcu olduktan sonra, size hastanede de her gün cilt altına yapılmış olan Clexane 0.4 veya 0.6 ml iğnenizi 7 gün daha cilt altına yapmaya devam ediniz.
  • Hastanede size giydirilen basınçlı elastik çoraplarınızı giymeye tamamen hareketli olana dek yani 4 gün daha devam ediniz.

İlk ay boyunca nedensiz yere yükselen ateşiniz, yeni başlayan karın ağrınız ya da baldırlarınızda (diz altı) giderek artan şişme ve ağrı olması durumunda derhal bizimle irtibata geçiniz.

 

  • Bir ay boyunca araba kullanmayınız, ağır fiziksel egzersizlerden 2 ay süre ile uzak durunuz. İlk iki ay 7. günden sonra başlamak kaydı ile 20-30 dakikalık yürüyüşler ya da evde bisiklet çevirme veya yüzme gibi hafif egzersizler yapmaya özen gösteriniz. Uzun dönemde ise daha muntazam ve devamlı egzersiz programları vücudunuzun çok daha sağlıklı biçimde yeniden şekillenmesi ve “kas” kaybının önlenmesi bakımından son derece önemlidir. 2 ay süre ile alkol almayınız. İşiniz fiziksel aktivite gerektirmiyorsa 8-9. günden sonra işinize dönebilirsiniz.
  • Kabızlık problemi yaşarsanız gece yatmadan önce bir ölçek ‘’MAGNEZİ KALSİNE TOZ’’ yarım bardak suda eriterek içebilirsiniz .
  • Hastaneden çıktıktan sonra da sıvı ya da ağızda eriyen bir multi-vitamin almanız ve buna ömür boyu devam etmeniz gerekecektir. 2. Aydan sonra bunu tablet olarak da alabilirsiniz.
    Aşağıda beslenme bölümünde de bahsedilecek olan ek “protein” desteğini ilk üç ay boyunca mutlaka ve tercihan 6 ay boyunca almanız gerekecektir. Bu amaçla çeşitli “toz” ya da “sıvı” protein formülleri mevcuttur ve ülkemizde bulunan ve tarafımızca da kullanılmalarını onayladığımız çeşitli örnekler kitapçığımızın ileri sayfalarında liste halinde verilmiştir. Ek protein desteği; saç dökülmesi, halsizlik gibi bazı yan etkileri azaltabilen ve ayrıca istenmeyen “protein” kaybını engellemek için alınan son derece önemli bir tedbirdir. 5-6 Ay sonra ise yeterli et yiyebileceğiniz için ek proteine gerek kalmayacaktır.
  • Ameliyat sonrası 3. ve 12. ayda mutlaka kan tetkikleriniz, vitamin ve mineral düzeylerinize bakılacaktır. Bu nedenle bu iki kontolünüzü lütfen ihmal etmeyiniz.

 

Tüp Mide Ameliyatı Sonrası Beslenme

Ameliyat sonrası erken dönemde önceden alışık olduğunuz yeme/içme düzeniniz tamamen değişecektir. Kabaca; ilk bir ay boyunca önce berrak sıvılar, sonra çorbalar, daha sonrasında ise püre ve yumuşak gıdalara başlayacaksınız. İkinci aydan sonra ise artık hemen herşeyi belli kuralları unutmadan yiyebileceksiniz. Özellikle ameliyat sonrası ilk haftalarda diyetiniz yeterli sıvı ve protein almaya yöneliktir ve bu yaklaşım hızla iyileşmenizi sağlayacaktır. Sonrasında ise tüm beslenme ihtiyacınızın sağlıklı olarak karşılanacağı bol proteinli, bol fiberli (lif) ve düşük karbonhidratlı bir beslenme protokolünü takip etmeniz gerekecektir.

Size anlatılan “kademeli” diyet programına lütfen uyunuz ! Bu sayede hem istenmeyen komplikasyonlardan korunmuş ve hem de en sağlıklı biçimde kilo vermeniz sağlanmış olacaktır.

Ameliyatın ertesi günü: Bir filim çekiminin ardından az miktarlarda berrak sıvılar (su, çay, ıhlamur, et/tavuk , elma suyu gibi) almaya hastanede başlayacaksınız. İlk gün akşama kadar 5-6 “pet” su bardağı miktarında sıvı tüketmeniz yeterlidir. Bu aşamada zaten damardan da sıvı alıyor olacaksınız.

  • Sıvıları yudum yudum ve aralıklı olarak içmeniz gereklidir.
  • Kamış kullanmayınız çünkü gereksiz yere hava yutmanıza yol açabilir !
  • Alınan tüm sıvılar “şekersiz”, “az kalorili” , “gazsız” ve “kafeinsiz” olmalıdır.

Ameliyat sonrası 1. hafta: Açık sıvı diyeti

Ameliyat sonrası ikinci günden itibaren ilk hafta boyunca günlük volümü tedrici olarak arttırarak, günde en az 7-8 “pet” su bardağı volümünde kıvamsız ve berrak sıvılarla beslenmeye devam ediniz. Yukarıdaki sıvılara ek olarak; ameliyat sonrası ikinci gün “tam yağsız” inek sütü ya da diyet “soya-sütü” ‘ne başlayabilirsiniz. Gene 2. gün ek “protein tozu”’ na başlamanız da son derece önemlidir. Ayrıca sıvı ya da emme tableti (örneğin: GNC multi-bite vitamin çiğneme tableti) şeklinde multi-vitaminlere de 2 veya 3. gün başlamalısınız. Tüm bu sıvılar hiçbir şekilde katı gıda parçaları içermemelidir. Bu sıvıları sıksık ve küçük volümlerde yudum yudum almanız gereklidir. Yani “kana kana” içilmemelidirler ! Ya da her saat başı çeyrek/yarım bardak sıvı tüketebilirsiniz. Sıvı tüketirken pipet kullanmayınız çünkü gaz problemine neden olabilir. Gazlı içecekler yasaktır! Tüm sıvıları şeker ilavesiz ve “diyet” ürünlerden seçiniz. Diyabet durumunuz bu sıvıların şeker oranına daha fazla dikkat etmenizi nadiren de olsa gerektirebilir ve bu size anlatılacaktır.

 

  • Ameliyat sonrası 4. gün ayran ve 5. gün de “tam yağsız” diyet yoğurta başlayabilirsiniz.
  • Ameliyat sonrası 6. gün “blender” dan geçirilmiş nispeten kıvamlı çorbalara başlayabilirsiniz

Her yeni besin maddesine minik porsiyonlarla deneyerek ve toleransınızı ölçerek başlamayı ihmal etmeyiniz.

Ameliyat sonrası 2. hafta: Koyu sıvı diyeti (kıvamlı çorbalara geçiş)

Birinci haftada içebileceğiniz herşey tabiki gene bu dönemde de alınabilir. İkinci haftadan sonra salt kıvamsız/berrak sıvıların dışında daha koyu kıvamlı meyve suları (portakal, kayısı, şeftali suyu gibi) ve bazı çorbalara (domates, süzülmüş baharatsız tarhana, bezelye, brokoli, yoğurt çorbası gibi) başlanabilir. Bu aşamanın başında 12-13. güne kadar gaza neden olabilen mercimek , ezo gelin çorbası henüz alınmamalıdır. Süzme yoğurt da bu aşamada iyi bir protein kaynağı olabilecektir. 9-10. Günde “çılbır” yiyebilirsiniz. Çılbır, kaynayan suya yumurtanın kırılması ile hazırlanan haşlanmış ve tam sertleşmemiş yumurtadır ve hiç yağ ve baharat eklenmeden hazırlanmalıdır ve arzu edilirse diyet yoğurtla ikram edilebilir. Ayrıca 10. gün ve sonrasında diyete “humus” da eklenebilir.

  • İkinci haftada da protein ve vitamin desteği devam edecektir.

Ameliyat sonrası 3 . hafta: Püreler başlıyor !

Bu dönemdeki diyet; sıvı, süt, haşlanmış yumurta ve çorbalara ek olarak aşağıdaki “püre formundaki” gıda maddelerinin yavaş yavaş, minik porsiyonlar şeklinde, kişinin toleransına göre başlanmasını içerir. Pürelere başlamanız sıvı gereksinimini azaltmaz ve tersine hergün ayrıca 2 litre civarı sıvı da almanız şarttır. Püre porsiyonları günde 3-4kerede alınmalıdır ve her porsiyon iki-üç çorba kaşığı dolusunu aşmamalı ve sıvılar bunun 30 dakika önce ya da sonrasında gene yudum yudum alınmalıdır.

  • Çeşitli sebze ve meyve püreleri (kuru baklagillerin püreleri bu aşamada bol protein kaynağı olacaktır. Dolayısı ile nohut püresi (humus), sulu bakla püresi (sulu fava) ve fasülye püresi uygun seçeneklerdir. Şeker ilavesiz elma, muz püresi de bu aşamada yenilebilir).
  • Yumuşak süzme peynir.
  • Yoğurt ile karışltırılmış lor peyniri.
  • Yağsız ve tuzsuz “kahvaltılık” yumuşak lor peyniri.
  • Bebek mamaları (servis başı 10 gramdan az şeker içermelidir-lütfen içeriğini kontrol ediniz).
  • Çok katı hale gelmemiş ve yağsız tavada pişirilmiş yumurta (“scrambledeggs”).
  • Tam yağsız sütle birlikte kaynatılarak sulu şekilde pişirilmiş yulaf ezmesi (“oatmeal”).
  • Et suyu ile inceltilmiş az miktarda patates püresi.
  • Ek protein tozu ve vitamin desteği de devam etmelidir.

    30 Dakika Kuralı: Katı gıda (püreler) ve sıvı alımları arasında yaklaşık 30 dakika eklenmelidir.

Ameliyat sonrası 4. hafta : Koyu püreler ve yumuşak çiğnenebilecek yiyeceklere geçiş.

Dördüncü haftaya girerken “diyet” uzmanımızla bir konuşma yapmanız artık seçenekleriniz çok artacağından çok keyifli ve yararlı olacaktır. Yukarıda özetlenen tüm gıdaları tolere edebiliyorsanız, artık çatalın tersi ile ezilerek çok inceltilmeden hazırlanmış daha koyu pürelere ve bazı yumuşak gıdalara yavaş yavaş ve toleransınızı sınayarak geçebilirsiniz.Berrak şeker ilavesiz sıvıları (bu tabiki “su” ‘yu da içermektedir) ise gene günde 2 litre kadar tüketmeye ve 30 dakika kuralını unutmamaya özen gösteriniz. Ufaltılmış mideniz ya da mide tüpünüz bu kurallara iyi uyduğunuz ve hiç zorlamadığınız takdirde en sağlıklı biçimde iyileşecektir. Başlayabileceğiniz gıdalar:

  • İyi haşlanmış ve kabukları soyulmuş çatalla rahatlıkla ezilebilen meyve ve sebzeler .
  • Tavuk veya hindi “siyah et” püresi.
  • Suyunu tam çekmemiş ve kurumamış kıyma (sebze pürelerine ya da çorbalara karıştırılabilir).
  • Dil balığı gibi beyaz kılçıksız balık etleri.
  • Somon balığı gibi yağlı balık etleri.
  • Diyet mayonezli tuna balığı veya yumurta salatası

 

Bu hafta her öğünde önce protein kaynağını, sonra da sebze ve meyveleri tüketiniz. Bu hafta gene protein kaynaklarının iki volümlük birimine karşı her öğünde bir volümlük sebze kaynağı alınız.

Her zaman önce proteinden zengin gıdaları tüketiniz. Sebze ve meyveler bunun sonrasında alınmalıdır.

Ameliyat sonrası 5. hafta ve sonrası: Müjde ! Normal gıdalar başlıyor.

Öncelikle her kişinin değişik gıdalara farklı tolerans gösterdiği gerçeğini vurgulayarak söze başlamamız gerekir. Dolayısı ile aynı anda birden fazla değişik gıda türüne başlanmamalıdır. Bu sayede yeni başlanan gıdaların hangisinin en rahat tolere edilebildiği daha net anlaşılabilecektir. Herşeye; acele etmeden, yavaş yavaş, iyi çiğneyerek ve ufak porsiyonlarla başlamak gene en temel kuraldır. Tolerans açısından yiyeceğin türü kadar nasıl pişirildiği de oldukça önemlidir. Örneğin fazla kurutularak ya da yağda kızartılarak pişirilmiş bir tavuk eti tolere edilemezken suda haşlanmış ya da sosda pişrilmiş tavuk eti tolere edilebilir.Gene hergün 2 litre sıvı alma gereksinimiz devam etmektedir. Bu konuda 30 dakika kuralı ise halen geçerlidir. Bu aşama aslında farklı ve yeni protein kaynaklarının diyete ilavesi dönemidir. Bu aşamada başlanabilecek gıdalar:

  • İyi haşlanmış tavuk veya hindi “siyah” eti.
  • Kabuklu deniz ürünleri dışındaki balıklar, karides.
  • Ağızda kolay parçalanacak etler (sulu köfte, az yağlı kıyma döneri gibi)
  • Ülkemizde de bulunan “tam tahıllı” krakerler (örneğin: WASA Crispbread) diyete az miktarda eklenebilir,
  • Çiğ kabuksuz meyve ve salatalara da tolere ediliyorlar ise başlanabilir.

Bonfile, antrekot, biftek gibi çiğnenmesi zor etler mide fonksiyonu tamamen düzelene dek yani ilk 5 ay boyunca alınmamalıdır 30 dakika kuralı da unutulmamalıdır

Ameliyat Sonrası Uzun Dönemde Diyet Ve Egzersiz İpuçları

Ameliyat sonrası erken dönemde, her gün neler yapmanız, neler içip yemeniz ve nelere dikkat etmeniz gerektiği ile ilgili olarak oldukça detaylı liste ve bilgileri yukarıda sunmuş bulunuyoruz. Size defalarca anlatıldığı gibi ; geçirmiş olduğunuz ameliyattan sonra uzun dönem başarı yani yıllar içinde en sağlıklı şekilde ve hiç geri kilo almadan kalabilmeniz büyük ölçüde size bağlıdır.Temelde dikkat etmeniz gereken iki konu vardır. Birincisi sağlıklı ve uygun bir diyete ömür boyu adapte olmanız, ikincisi ise sürekli hafif egzersizler yapmanızdır.Öncelikle bilmeniz gereken şey artık çok ufak bir mideniz olduğudur. Ameliyat sonrası erken dönemde öncelik yeterli miktarda sıvı ve protein almanız iken, bunun sonrası uzun dönemde günlük beslenme ihtiyacınızı en kaliteli şekilde karşılamak temel amacımızdır. Mideniz çok ufak olduğundan; çok az miktarda sıvı ya da gıda aldığınızda derhal doyacaksınız. Dolayısı ile tercihan hiçbir “boş” ve “kalitesiz” ürün tüketmemeniz gerekmektedir.

Belli ve düzenli bir “sofra kültürü” oluşturmalısınız

Her zaman üç temel öğün ve 2-3 ara öğün şeklinde besleniniz ve “atıştırma” alışkanlığınız varsa bunu terk ediniz. Ana öğünleri kesinlikle atlamayınız ve tercihan bu öğünlerde belli bir masaya oturarak en az 30 dakikanızı ayırınız. Ana öğünleri adeta bir “ritüel” gibi görmeniz ve sofradan kalktıktan sonra artık yemek konusunu unutmanız gereklidir.Sadece ne yediğiniz değil nasıl yediğiniz de çok önemlidir. Hiçbir şekilde televizyon ya da bilgisayar karşısında bilinçsiz bir şekilde atıştırmayınız.

Her zaman “yavaş” yiyin

Öğünler en az 20 dakika kadar sürmelidir ve bu aşama sizin için aslında bir zevk olmalıdır. Önünüzdeki gıdalara ve öğününüze “küçük midenizi” aklınızda tutarak şöyle bir bakınız ki yeni ve ufak midenizin ne kadar volümü rahat tolere ettiğini anlayabilesiniz. Hiçbir öğünde ciddi tolerans sıkıntısı ve bulantı yaşamamanız gerekir ve bunu ancak siz yavaş ve ufak porsiyonlar yiyerek ve rahatsız olduğunuzda bekleyerek ayarlayabilrsiniz.

İyi çiğnemeniz esastır

Yutmadan önce gıdaları iyi çiğnemeniz hem yeni gıdalar eklendiğinde bunlara toleransınızı arttıracak ve hem de yemek yeme keyfinize katkıda bulunacaktır. Katı gıdalara geçtiğiniz ilerleyen aylarda ve özellikle büyük parça kırmızı “et” ‘lere (bonfile, biftek, antrekot gibi) başlanılan 5. ayda iyi çiğnemeniz ve yavaş yemeniz çok daha önem kazanacaktır. Çünkü iyi çiğnenmemiş et lokmaları ufaltılan midenin çıkışını bloke edebilir ve bu durum kaçınılmaz bir şekilde kusmalarla sonuçlanabilir. Dolayısı ile bazı merkezlerde parça “kırmızı et” ‘e ilk 6 ay başlanmaması bile önerilmektedir. Öte yandan; et çok önemli ve kaliteli bir protein kaynağı olduğundan belli kurallara dikkat edilerek aslında 4. aydan sonra denenebilir. Et pişirilirken kurutulmamalı ve sulu bırakılmalı ya da sos ile pişirilmeli ve küçük parçalara bölündükten sonra iyice ve dikkatli çiğneyerek yenilmeye başlanmalıdır. Et hiçbir zaman yeniden ısıtılıp yenilmemelidir ! Ertesi gün tekrar ısıtılan et kurur ve çiğnenmesizor bir hal alır.

Tatlı ve şekerden kaçının

Ameliyattan sonra içeriğinde şeker bulunan yiyecekleri mideniz boş iken tükettiğinizde “garip” hissetmenize yol açabilir. Şeker içeriği fazla olan besinler aslında kalitesiz ve “boş kalori” olduklarından bunlardan kaçınmak en doğru yaklaşım olacaktır. Aynı zamanda bu tip basit karbonhidrat (şeker) içeren besinler, yenildikten kısa bir süre sonra açlık duygusuna yol açarak kilo vermek için gösterdiğiniz çabalara köstek de olabilmektedir. Şekerli yiyecek tüketimi daha fazla şeker tüketimini tetikler ve bu da bir kısır döngüne yol açabilir.

Yemekte olduğunuz herhangi bir ticari ürünün şeker içeriği servis başına 10 gr’dan az olmalıdır. Tükettiğiniz ürünlerin içeriğine ait “ETİKET” bilgilerini okuyunuz!

Her öğünün olmazsa olmazı: Protein

Her öğününüzde tabağınızın en azından yarısı protein kaynağı besinlerden oluşmalıdır. Ya da her gün yaklaşık 60-80 gram kadar protein almanız gerekmektedir. Proteinler, vücudun kendini onarabilmesi ve sağlıklı halini idame ettirebilmesi için kullanılan yeri doldurulamaz yapı taşlarıdır. Öte yandan proteinler; sindirimi ve metabolize edilmesi uzun süren gıdalardır ve bu sayede daha uzun süre tok kalmanızı da sağlarlar. Proteinler vücudun normal işlevini yerine getirmesi için elzemdir . Vücuttaki her protein molekülünün hayati bir işlevi vardır ve bir protein molekülü kaybı bile beraberindebirfonksiyon kaybını getirecektir.Öte yandan şişmanlığı giderici ameliyatlar sonrasında hızla kilo kaybedilirken temel amaç bunun sadece yağ dokusundan olmasını sağlamaktır.

Nevarki ; ameliyat sonrası erken dönemde hastalar doğal kaynaklardan yeterli protein alamadıklarından ve henüz et gibi ciddi protein kaynaklarını yeterince tüketemediklerinden, ister istemez protein kaybına uğrayabilirler. İşte bu dönemde, yani ameliyat sonrası ilk 5-6 ay boyunca ek protein kaynaklarının kullanımı ileri derecede önemlidir. Bu sayede kilo kaybı daha sağlıkla gerçekleşecek ve kas kitlesi ve protein kaybı ve birçok başka olumsuz etki de engellenmiş olacaktır. Protein tozu yeterli miktarda ve doğru süre kullanılırsa ve ayrıca egzersiz programlarına da devam edilirse en ideal ve sağlıklı zayıflama gerçekleşebilecektir.

Ameliyat sonrası erken dönemde protein tozu desteği ŞARTTIR !!

  • Protein tozuna ameliyat sonrası 2. gün başlanır.
  • Kullanılacak protein tozunun içeriğinde bulunan karbonhidrat miktarı çok önemlidir.En ideal ek protein kaynakları mümkün olduğunca AZ miktarda karbonhidrat içermelidir.
  • İlk haftalarda günde en az60-80 gram ek protein kaynağı almanız sizin için yeterli olacaktır. Kullandığınız protein kaynağının ölçek miktarını göz önünde bulundurarak günlük almanız gereken miktarı aldığınızdan emin olun.
  • Ek protein kaynağı eğer “toz” formunda ise; su, yağsız süt, yoğurt (ameliyattan 5 gün sonra), şekersiz komposto gibi soğuk yiyecek ve ya içeceklere karıştırılarak içilebilir. Eğer ılık içeceklerle ya da çorbalarla alınacaksa protein tozu içilecek sıvı kaynarken kesinlikle eklenmemeli, hatta sıvı iyice soğuyup ılık hale geldiğinde eklenmelidir.
  • Besinlerle alınan proteinin bir kullanılabilirlik sınırı vardır ve belli bir dozu aştıktan sonra fazlası kullanılamaz.
  • Bu nedenle bir günlük alacağınız protein tozu miktarını tek seferde almamalı, öğünlere paylaştırmalısınız.
  • Protein tozunu süt veya yoğurtla karıştırdığınız takdirde dışarda bekletmemeli, ağzı kapalı bir şekilde buzdolabında saklamalısınız. Soğuk tüketmek sizi rahatsız ediyorsa yarım saat önce buzdolabından çıkarıp oda sıcaklığına bırakabilirsiniz.

Ülkemizde rahatbulunan ek protein kaynakları:

CARNİVOR (çikolataaromalıdır, dahaçoksu, süt ve yoğurtla kullanılır)

  • Bir ölçeğinde 25 gr protein içerir, günde 3 ölçek alınması yeterlidir.

GNC PROPERFORMANCE AMP WHEYBOLIC (vanilya aromalıdır)

  • Bir ölçeğinde 20 gr protein içerir, günde 3 ölçek alınması yeterlidir.

GNC ProPerformanceWHEY PROTEİN -UNFLAVORED (tatsızdır, tatlı ve tuzlu karışımlara eklenebilir.)

  • Bir ölçeğinde 21 gr protein içerir, günde 3 ölçek alınması yeterlidir.

GNC ProPerformance WHEY PROTEIN -CHOCOLATE (çikolata aromalıdır.)

  • Bir ölçeğinde 20 gr protein içerir, günde 3 ölçk tüketilmelidir.

Optimal Nutrition ON GOLD STANDART CASEIN CHOCOLATE SUPREME (çikolata aromalıdır.)

  • Bir ölçeğinde 24 gr protein içerir, günde 3 ölçek alınması yeterlidir.

Optimum Nutrition ON GOLD STANDART WHEY DOUBLE RİCH CHOC. (çikolata aromalıdır.)

  • Bir ölçeğinde 24 gr protein içerir, günde 3 ölçek alınması yeterlidir.

Optimum Nutrition ON GOLD STANDART WHEY DOUBLE RICH CHOCOLATE SACHET (çikolata aromalıdır)

  • Tek kullanımlık poşet şeklindeki ürünün bir adedinde 24 gr protein vardır. Ev dışında kullanım için tercih edilebilir.

QNT METAPURE WHEY PROTEİN İSOLATE (çikolata aromalıdır.)

  • Bir porsiyonu 50 gr protein içerir.

MULTİPOWER 100% WHEY PROTEİN-STRAWBERRY CREAM (çilek aromalıdır.)

  • Bir ölçeğinde 23 g protein içerir. Günde 3 ölçek alınması yeterli olacaktır.

ULTİMATE NUTRİTİON PROSTAR WHEY PROTEİN-BANANA (muz aromalıdır.)

  • Bir ölçeğinde 25 g protein içerir, günde 3 ölçk alınması yeterlidir.

QNT PRO SHAKE BELGİAN CHOCOLATE 500 ML (çikolata aromalıdır.)

  • Bir şişesinde 50 g protein içerir. Günde 1 şişe içilmesi yeterlidir.

QNT PRO SHAKE STRAWBERRY CREME 500 ML (çilek aromalıdır.)

  • Bir şişesinde 50 g protein içerir. Günde 1 şişe içilmesi yeterlidir.

QNT PROTEİN SHAKE CHOCOLATE FLAVOUR (çikolata aromalıdır.)

  • Bir şişesinde 30 g protein içerir. Günde 2 şişe içilmesi yeterlidir.

QNT WHEY AMINOS

  • 1 şişesinde 11 gr protein içerir. 150 ml sıvı ile sulandırılarak tüketilmesi tavsiye edilir. Ev dışı kullanım için tavsiye edilebilir.
Categories
Obezite

Yeme Bozukluğum Var mı? Yanlış Bir Soru Olabilir!

[rt_reading_time label=”Okuma Süresi:” postfix=”dk.” postfix_singular=”dk.”]

Gıda ile aramızdaki düzensiz ilişki.

Birçok insan yeme davranışlarının oldukça geniş bir spektruma yayıldığını öğrenince şaşırır. Sağlıklı uçta olan sezgisel yeme, vücudunuzun sinyallerini tam olarak dinlemeye ve bu sinyallere güvenmeye  dayanan bir felsefedir. Sezgisel yiyiciler yemeklerin tadını çıkarır. Acıktıklarında yer, doluyken dururlar. Beslenmelerini hem uygunluk hem maliyet faktörlerini de göz önüne alarak en iyi şekilde düzenlerler. Bedenlerine gerçekten ihtiyaç duydukları kadar verirler. Esnektirler ve yiyeceklerle ilgili endişe duymazlar.

Spektrumun diğer ucunda, anoreksi, bulimya ve tıkınırcasına yeme bozukluğu gibi teşhis edilebilir yeme bozuklukları, ve ayrıca teşhis sistemimiz tarafından henüz tam olarak bilinemeyen diğer eşit derecede ciddi davranış bozuklukları bulunur. Bu sorunları olan insanlar  yiyecekleri, sağlıklarını, ilişkilerini ve benlik duygularını tehdit eden  korku ve utanç kaynağı olarak görürler .

Gıda ile kurulan sağlıklı bir ilişki, normalden daha çok istisna durumuna gelmiştir.

Ancak bu aşırı uçlar arasında çok fazla gri alan var ve çağımızdaki da çoğu insanın yeme ile olan ilişkisi de bu alana girer. İnsanların çoğu  kendilerini bedenlerinde rahat hissetmezler ve ne yedikleri konusunda endişe duyarlar. Hem yemeyi  hem de ince olmayı fetişizm haline getiren ve iyi hissetmek için iyi görünmeyi önceleyen bir kültürde nasıl farklı olabilir ki?

Halka açık ortamlarda vücudunuzla ilgili korkunç şeyler söylemek tamamen normal kabul edilir hale geldi. Sebzeleri yiyerek “doğru yapmak” tatlı yiyerek “ödül kazanmak” gibi düşünülüyor. Ancak yiyecekler ödül değildir, ceza değildir ve ahlaki seçim değildir. Yemek yemek böyle kavramlarla karıştırıldığında, sebzeleri gerçekten lezzetli oldukları için yenmez. Diyet kültürü çocuklarımıza gittikçe daha genç yaşta ulaşmaktadır; Tamamen sağlıklı seviyelerde ağırlıkları olan kızların neredeyse üçte biri yine de diyet yapmışlardır.

Bu anlamda, çok az sezgisel yiyici var. Belki doğru soru, yiyeceklerle ilgili bir sorunun olup olmadığına değil, yiyeceklerle dolu bir ortamda bile yiyeceklerle nasıl sağlıklı bir ilişki kurabileceğinize ilişkindir.

Sezgisel bir yiyici değilseniz – diyet yaparsanız, vücudunuzu eleştirirseniz, yemek seçimlerinizi ahlaki seçimler haline getirirseniz veya yemek yerken utanırsanız – psikolojik destek aramaya değer.

Bu davranışlar, toksik kültürümüzün zemininde normal görünmekle birlikte, kendinize verdiğiniz değeri kendine yıpratır ve ilişkileri yok eder, yaşama olan bağlılıktan ve neşeden çalarlar.

Aşağıda sorunlu yeme davranışlarının bir listesi bulunmaktadır. Herhangi bir şeyin sizi tanımladığını düşünüyorsanız, gıda ve vücudunuzla nasıl daha sağlıklı bir ilişkiye geçmeniz gerektiği konusunda bir profesyonelle konuşmaya değer.

  • Kilo vermek için öğün atlamak
  • Yiyecek davranışları hakkında yalan söylemek
  • Yiyecek davranışlarının ahlaki seçimler olduğunu ya da sizi “iyi” ya da “kötü” bir insan yaptığını düşünmek.
  • Gizlice yemek
  • Vücudunuz hakkında olumsuz konuşmak
  • Ağırlık, şekil ve ebat hakkında düşünmek
  • Ağırlığın ruh halini belirlemesine izin verme
  • Yemek yedikten sonra bilerek kusma
  • Yemekleri diğer insanların yedikleriyle karşılaştırmak
  • Yiyeceklerin etrafında kontrolden çıkmak
  • Duyguları uyuşturmak için yemek yemek
  • “Motivasyon” olarak uymayan kıyafetler giymek
  • Yiyecek davranışları için kendini cezalandırma
  • Kendini yiyecekle ödüllendirmek
  • Diüretik veya müshil almak
  • Yemek yerken utanmak
  • Yiyecekleri gözlemlemek
  • Halk arasında yemek yemekte zorluk çekmek
  • Yiyecek nedeniyle sosyal olaylardan kaçınmak
  • Açken yemek yememek
  • Dolduğunda yemeyi bırakmamak
  • Egzersiz yapamadığında kendini suçlu hissetmek veya paniklemek
  • Sakat veya hasta olduğunda bile egzersiz yapmak
Categories
Obezite

Obezite Ameliyatı Olanlarda Kalp Krizi Riski Azalıyor

[rt_reading_time label=”Okuma Süresi:” postfix=”dk.” postfix_singular=”dk.”]

Obezite almeliyatı olanlarda kalp krizi görülme riski yarı yarıya azalıyor

Obezite bugün dünyanın en öncelikli sorunlarından biridir. Ülkemizde her 10 kişiden 4’ü obez. Bugün obeziteyle mücadelede en etkili tedavi yöntemi bariatrik cerrahi yani obezite ameliyatları. Belki çoğunuz biliyorsunuz obez olmak hayatta birçok kıstlamaları da beraber getiriyor. (rahat yürüyememek, çabuk yorulmak, istediğin kıyafetleri giyememek v.b) Obezite  sadece sosyal  hayattaki kısıtlamalarla  yaşamımızı etkilemiyor.  Erken dönemde yol açtığı yüksek tansiyon, şeker hastalığı veya insülin direnci, karaciğer yağlanması, uyku apnesi gibi bir çok sorunla sağlımızı bozuyor ve insan ömrünü kısaltıyor. Yakın dönemde bununla ilgili çok önemli bir çalışma yayınlandı. Amerikada önde gelene dünyaca ünlü sağlık merkezlerinden biri olan Clivlend  Klinikte yapıldı bu çalışma. Obezite ve şeker hastalığı olan  şişmanlık ameliyatı olan ve olmayan   15000’ yakın bireyi   8 yıl boyunca gözlemlemişler.   Çalışma sonunda ortaya çıkan sonuçlar çok dikkat çekici. Bunlardan size madde madde bahsetmek istiyorum.

  • Şişmanlık ameliyatı olanlarda kalp krizi, inme(felç), böbrek hastalığı ameliyat olmayanlara göre %40 oranında daha az görüldüğü ortaya çıkmış.
  • Bu 8 yıllık süreçte obezite cerrahisi geçiren grupta aşırı şişmanlığın yol açtığı hastalıklara bağlı ölüm oranı yarı yarıya azalmış.

Bu çalışma kuvvetli bir şekilde gösteriyor ki; şimanlık ameliyatı olanlar sadece fazla kilolarından kurtulmuyor.  Obeziteye bağlı mevcut veya ileride oluşabilecek şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp damar hastalığı, yüksek kolesterol, karaciğer yağlanması ve siroz gibi ciddi hastalıklardan da kurtulmuş oluyor.  Çalışmanın detaylarına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

https://www.nytimes.com/2019/09/02/health/bariatric-surgery-heart-attack.html

Categories
Obezite

Obez Kişilerde Kanser Olma Riski Sigara İçenlere Göre 2:1 Daha Fazla

[rt_reading_time label=”Okuma Süresi:” postfix=”dk.” postfix_singular=”dk.”]

İngiltere Kanser Araştırma Merkezi (Cancer Research UK)’nden gelen yeni rakamlara göre obezlerde kanser olma riski sigara içenlere göre 2:1 oranında daha fazla, ve aşırı kilo sigara içmekten daha fazla kanser vakasına sebep oluyor, merkez devleti obezite ile mücadele etmeye çağırıyor.

İngiltere’deki yetişkinlerin neredeyse üçte biri obezdir  ve sigara içmek hala ülkenin en büyük önlenebilir kanser nedenidir ve obezite ile karşılaştırıldığında hastalık riski çok daha yüksek olmasına rağmen, İngiltere Kanser Araştırma Merkezi (Cancer Research UK)’nin analizleri, aşırı kilolu veya obez olmanın 4 farklı kanser türünün başlıca nedeni olarak sigaraya baskın çıktığını ortaya koymaktadır.

Her yıl İngiltere’de aşırı kilo, sigara içmeye göre yaklaşık 1.900 daha fazla bağırsak kanseri vakasına neden olmaktadır. Aynı endişe verici örnek böbrek (Her yıl İngiltere’de aşırı kilo, sigara içmekten 1.400 daha fazla vakaya sebep oluyor.) , yumurtalık (460) ve karaciğer (180) kanseri için de geçerlidir.

İngiltere Kanser Araştırma Merkezi  (Cancer Research UK), bu hafta obezite ve kanser arasındaki bağlantının farkındalığını arttırmak için ülke çapında bir kampanya başlattı. Ekstra vücut yağı, hücrelere daha sık bölünmelerini söyler ve sigara içmeye benzer şekilde zamanla artan hasarlara neden olabilir ve kanser riskini arttıran sinyaller gönderebilir.

Kampanya, politika değişikliğinin insanların tütünleri gıdayla karşılaştırmak yerine daha sağlıklı alışkanlıklar oluşturmalarına nasıl yardımcı olabileceğini göstermek için sigara içmeyi ve obeziteyi karşılaştırıyor.

İngiltere Kanser Araştırma Merkezi (Cancer Research UK)’nin CEO’su Michelle Mitchell şunları söyledi: “Sigara içme oranları düştükçe ve şişmanlık oranları arttıkça, devlet politikaları uygulamaya koyduğunda – ve kafasını kuma soktuğunda, ulusal sağlık krizi üzerindeki etkiyi açıkça görebiliyoruz.’’

“Çocuklarımız dumansız bir nesil olabilir, ancak çocukluk çağında obezite için yüksek olan yıkıcı bir rekor kırdık  ve şimdi salgını sona erdirmek için acil Hükümet müdahalesine ihtiyacımız var. Hala hayatlarını kurtarma şansları var.’’

“Bilim adamları şu ana kadar obezitenin 13 tip kansere neden olduğunu ancak işleyişin tam olarak anlaşılmadığını belirttiler. Bu nedenle, ekstra vücut yağının kansere neden olabileceği hakkında daha fazla bilgi edinmek için daha fazla araştırma yapılması gerekiyor.”

İngiltere Kanser Araştırma Merkezi , hükümetin 2030 yılına kadar çocukluk çağında  obezite oranlarını yarıya indirmek için hevesle hareket etmesini ve sağlıksız yiyecek ve içeceklere yönelik promosyon tekliflerinin kısıtlanması gibi diğer önlemlerin yanı sıra TV’de ve çevrimiçi ortamda abur cubur reklamları için saat 9’da bir sınır getirmesini istiyor.

İngiltere Kanser Araştırma Merkezi (Cancer Research UK)’nin önlem uzmanı Profesör Linda Bauld, “Obeziteyi azaltacak gümüş bir mermi yok, ancak yıllar içinde sigara kullanımındaki büyük düşüş – kısmen reklam ve çevre yasakları sayesinde – hükümetin önderliğindeki değişimin işe yaradığını gösteriyor. Çok yüksek sigara içme oranlarının üstesinden gelmek gerekiyordu ve şimdi aynı şey obezite için de geçerli.’’

“İçinde yaşadığımız dünya sağlıklı olmayı kolaylaştırmıyor ve bunu düzeltmek için devlet eylemine ihtiyacımız var, ancak insanlar kendileri değişiklikler yapabilir; abur cubur yerine daha sağlıklı seçenekler tüketmek ve aktif kalmak gibi küçük şeyler de kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilir. ”

Kaynak: https://www.cancerresearchuk.org/about-us/cancer-news/press-release/2019-07-03-obese-people-outnumber-smokers-two-to-one

Categories
Obezite

Şeker Bağımlılığını 10 Günde Bırak

[rt_reading_time label=”Okuma Süresi:” postfix=”dk.” postfix_singular=”dk.”]

Tatlı şeyler vücudunuz için çok da tatlı değildir.

Tatlıya düşkün müsünüz? Çoğumuz zaman zaman aşırıya kaçmaya meyilliyiz. Ancak ne kadar çok şeker tüketirsek, o kadar çok isteriz, diyor Mark Hyman, MD.

Ancak, iyi haber şu ki insanlar şeker bağımlılığını 10 gün içinde bırakabilirler. İşte nasıl yapılacağı;

–  Şeker. Onu sevebiliriz ama o sevgimize karşılık vermez.

Sağlığımız için kötüdür – ve bel ölçülerimiz için.

-Yeni araştırmalar bunun aynı zamanda biyolojik olarak bağımlılık olduğunu buldu.

 ASLINDA HER GÜN TÜKETTİĞİMİZ ŞEKER:

-Yetişkinler günde yaklaşık 22 çay kaşığı şeker tüketiyor.

– Çocuklar daha da fazla tüketiyor = Günde 34 çay kaşığı.

UZMANLAR NE ÖNERİYOR:

-Kadınlar şekeri günde 5 çay kaşığı olarak, erkekler ise günde 9 çay kaşığı olarak sınırlandırmalı.

-Çocuklar günde 4 çay kaşığından daha fazla tüketmemeli.

Farklı bir bakış açısıyla bak:

-1 adet  12 ons kutu soda= 10 çay kaşığı şeker

ŞEKERİ DİYETİNİZDEN ÇIKARDIĞINIZDA BU RAHATSIZLIKLARI DA AZALTABİLİRSİNİZ:

-Asit reflü

-İrritabl bağırsak

-Yorgunluk

-Migren

-Anksiyete ve stres

-Eklem ağrısı

-Döküntüler

Amerikan Diyet ve Diyabet Birlikteliğine göre; şeker tüketiminin artması dejeneratif hastalığın önde gelen nedenidir.

ŞEKER BAĞIMLILIĞINA VEDA ÖPÜCÜĞÜ NASIL VERİLİR?

*Hızlı, güçlü bir detoks için bunları 10 gün yapın:

KARAR VER!

Kendini bu 10 günlük detoksa ada. Bu değişiklikler beyninizi ve vücudunuzu sıfırlayacak.

BİR ANDA BIRAKMA!

Her türlü şekeri bırak = beyaz un, yapay tatlandırıcılar, trans yağlar, MSG ve önceden paketlenmiş yiyecekler.

KALORİLERİNİ İÇME!

Şekerli çaylar, şekerli kahveler yok. Yeşil sebze suları dışında meyve suları yok.

HER ÖĞÜNÜNE PROTEİN EKLE!

Yumurta, fındık, tohum, balık, tavuk veya otla beslenen hayvan etlerini öğünlerine dahil et. 

-DOĞRU KARBONHİDRATLARI TÜKET!

Sadece nişastalı sebzeler,kuşkonmaz,yeşil fasulye, mantar, soğan, kabak, domates ,rezene, patlıcan, biber tüket. 

-SAĞLIKLI YAĞLARI HER ÖĞÜNÜNE DAHİL ET!

Omega 3 yağ asidini içeren fındık, tohum, avokado ve balık tüketin.

STRESİNİ YÖNET!

Stresli olduğunuzda kortizolleriniz birden artar. Bu açlığınızı ve şeker isteğinizi arttırabilir.

GLUTENİ VE SÜT ÜRÜNLERİNİ BIRAKIN!

Kolay değil ama 2 veya 3 gün sonra daha fazla enerjiniz olacak ve isteğiniz azalacak.

-UYU!

Günde 8 saatten daha az uyumak daha çok kalori tüketmenize sebep olur.

 Şeker alışkanlığınızı bırakabilirsiniz. Detoks yapmak bir daha asla cupcake yemeyeceğiniz anlamına gelmiyor. Detoks size isteklerinizi ve sağlığınızı kontrol etme gücü verir.

Kaynak: https://health.clevelandclinic.org/break-your-sugar-addiction-in-10-days-infographic/